Umre ibadeti, belirli bir zamana bağlı olmaksızın (temettu haccı için hac aylarında) ihrama girerek Kabe’yi tavaf etmek, Safa ile Merve arasında sa’y yapmak ve tıraş olup ihramdan çıkmak suretiyle yerine getirilen ibadettir.
 
وَأَتِمُّواْ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّهِ 
 “Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın…” Bakara 2/196


Bir zamanla sınırlı olmaması, Arafat ve Müzdelife vakfesi ile kurban kesme ve şeytan taşlama görevlerinin bulunmaması, umrenin hac ibadetinden farkıdır. Bu farklılardan dolayı, haca “hacc-ı ekber” (büyük hac), umreye de “hacc-ı asgar” (küçük hac) denir.

Hanefi ve Maliki mezheplerine göre her Müslümanın hayatı boyunca bir defa umre yapması sünnet, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre ise farzdır.

Umre, kelime anlamı olarak “ziyaret etmek” demektir. Ama aynı zamanda kelimenin kökeni Arapça ˁumr عمر  “ömür, yaşam” sözcüğüdür. Dolayısıyla Umre ’ye ömrümüze ömür, hayatımıza yeni bir hayat katmak da denilebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) haccın dışında umre de yapmış ve umreyi teşvik etmiştir.

Her insan yaşamı boyunca vücudunun fizikken ihtiyaç duyduğu şeyleri karşılamaya (yemek, barınma gibi ihtiyaçlar) çalışır, ama aynı zamanda her insanın bir de manevi dünyası vardır. Mutluluk ve huzur, bu manevi dünya ile ilgili bir konudur. Umre ibadeti, kişinin fiziki dünyasına bir ara verip maneviyatını tekrar gözden geçirme, kutsal topraklarda ruhunu besleme ve yenileme imkanı bulmasıdır. Umre yolculuğu ile hayat yolculuğunda, nereden gelip nereye gittiğinizi tekrar düşünebilir, Yüce Allah (c.c)’ı elçisi Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yürüdüğü yollarda yürüme mutluluğuna kavuşabilirsiniz.  

Bu yolculuk, günahlarımızdan kurtulmak, tövbe etmek, helallik almak, kul hakkından kurtulmak, manevi hayatımıza hayat katmak, halis niyet ile kendimizi temizlemek, mutluluğa ve huzura kavuşabilmek için önemli bir fırsattır.

Ebû Hüreyre (r.a.) ‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Umre ibadeti, daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara kefârettir. Mebrûr haccın karşılığı ise, ancak cennettir.” (Buhârî, “Umre”, 1; Müslim, “Hac”, 437. Ayrıca bk. Tirmizî, “Hac”, 88; Nesâî, “Menâsik”, 3, 5, 77; İbni Mâce, “Menâsik”, 3.)